<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ömer Döngeloğlu &#187; Makaleler</title>
	<atom:link href="http://omerdongeloglu.net/category/makaleler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://omerdongeloglu.net</link>
	<description>Ömer Döngeloğlu Hoca Resmi Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 22:52:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ve Rahmet İklimindeyiz&#8230;</title>
		<link>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/ve-rahmet-iklimindeyiz/</link>
		<comments>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/ve-rahmet-iklimindeyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 16:27:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Döngeloğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://omerdongeloglu.net/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[Aziz dostlarım ve kıymetli komşular gözünüz aydın, üçaylar geldi ve gelirken yine boş gelmedi, bu mübarek mevsimin rahmet hediyeleriyle geldi.Yorgun yüreklere kandillerini getirdi buyurun serinleyin, dinlenin, manen ferahlayın, kirlerden günahlardan arının, korunun dercesine.
İlk kandilimiz Receb-i Şerif&#8217;in ilk Cuma gecesi, 19 Temmuz&#8217;da Regaib Kandili&#8217;ydi. Regaib &#8220;Çok arzulanan, özlenen, ısrarla istenen&#8221; anlamına gelir. Regaib Gecesi çok mübarek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aziz dostlarım ve kıymetli komşular gözünüz aydın, üçaylar geldi ve gelirken yine boş gelmedi, bu mübarek mevsimin rahmet hediyeleriyle geldi.Yorgun yüreklere kandillerini getirdi buyurun serinleyin, dinlenin, manen ferahlayın, kirlerden günahlardan arının, korunun dercesine.</p>
<p>İlk kandilimiz Receb-i Şerif&#8217;in ilk Cuma gecesi, 19 Temmuz&#8217;da Regaib Kandili&#8217;ydi. Regaib &#8220;Çok arzulanan, özlenen, ısrarla istenen&#8221; anlamına gelir. Regaib Gecesi çok mübarek bir gecedir. Bu geceyle alakalı rivayetlerden birisi de, sevgili peygamber efendimiz&#8217;in (s.a.v.) bu gece anne rahmine düştüğüdür. Yani ihtiyar dünyamızın binlerce yıldır hasretle beklediği Habib-i Edibine kavuşma süreci fiilen bu gece başlamıştır. Hz.Amine validemizin, kainata en büyük hediye ve müjde olan Hz.Muhammed (s.a.v) efendimize hoş geldin deme gecesidir bir anlamda.</p>
<p>İkinci kandilimiz ise 10 Ağustos gecesi Mirac-ı Mübin&#8217;dir. .Biz Ümmet-i Muhammed&#8217;e Rabbimizin verdiği en büyük onurlardan birisi de, bizzat Resulullah efendimizin Rabbimizin huzuruna kadar yükseltilmesidir ki, adına mübarek kitabımız Kuran-ı Kerim&#8217;de İsra Suresi mevcuttur. İsra; &#8220;gece yürüyüşü&#8221; demektir. Yani Mirac gecesi, sevgili peygamberimizin Mekke&#8217;deki Kabe&#8217;den alınarak, Mescid-i Aksa&#8217;ya, Burak&#8217;la, Hz.Cebrail&#8217;in refakatinde götürülmesidir ki; bu kısım bizzat kuranda anlatılmıştır. Şüphesiz, kati doğru bir bilgidir. Mescid-i Aksa&#8217;dan sonraki kısım, yani göğe yükseltilme olayı olan Mirac ise Resulullah&#8217;ın anlattığı hadis-i şeriflerde mevcut olduğu için her Müslüman&#8217;ın bu olaya başından sonuna kadar inanması gerekir. Zaman zaman müminlerin tertemiz dimağlarını bulandırmak için abuk-sabuk görüşler ileri sürüldüğünü esefle görmekteyiz. Acaba bu tarz yorum ve kanaat sahibleri Hz. Ebubekir efendimize ne yüzle bakacaklar yarın huzur-u ilahi&#8217;de?<span id="more-112"></span></p>
<p>Hz. Ebubekir (r.a.) isra olayını kendisine alaylı bir şekilde anlatıp, imanını bulandırmak isteyen müşriklere hitaben; &#8220;Bu söylediklerinizi Resulullah mı söyledi?&#8221; dediğinde müşrikler &#8220;Evet bir gecede arkadaşın Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e gidip geldiğini iddia ediyor. Ne diyeceksin şimdi? dediler. Hz. Ebubekir&#8217;i &#8220;Sıdık&#8221; makamına yükselten şu muhteşem cevabı sadece o zamanın müşriklerine değil, sanki asırlar boyu hiç eksilmeyecek, sinsi ve çok yüzlü suratlara haykırırcasına diyorduki; &#8220;Hz. Muhammed demişse, doğrudur, evet bir gecede Kabe&#8217;den Kudüs&#8217;e gidip gelmiştir. Siz ne zannediyorsunuz, bu ne ki, O (Resulullah s.a.v) bize gökten vahiy geldiğini haber veriyor, biz de &#8216;amenna ve saddekna ya Resulallah&#8217; diyoruz.&#8221; dedi. İşte, en üstün iman olan gaybi iman, Hz. Ebubekir&#8217;de şekil ve vücud buluyor ve o günden sonra, kıyamete kadar Hz.Ebubekir&#8217;in lakabı &#8220;Sıdık&#8221; oluyordu. Demek ki Mirac, günümüzün sıddıklarını bulmak için, her yıl bıkmadan, usanmadan gönül kapılarımıza kadar geliyormuş.</p>
<p>Mirac-ı Mübin&#8217;in bizlere hatırlattığı bir başka şuur da, çevresi mübarek kılınmış Kudüs-Mescid-i Aksa şuurudur. Zira sevgili peygamberimizin İsra Gecesi direkt Kabe&#8217;den değil de, önce Kabe&#8217;ye yani mescidi harama getirilişi, sonrada Mescid-i Aksa&#8217;ya getirilişi ve oradan Mirac&#8217;a yürüyüşü bize bir şey anlatmak ister. Üstelik, Mirac gecesi ümmete farz kılınan 5 vakit namazın, Hicret&#8217;ten 16-17 ay sonrasına kadar, Kudüs&#8217;e, Mescid-i Aksa&#8217;ya yönelerek kılınışını da doğru okumak gerekir. Bunlara benzer daha pek çok hadiseden de anlayabileceğimiz gibi, Mescid-i Aksa, her Müslüman için müstesna bir öneme ve değere sahip olmalıdır. İşte tam da burada, şunu herkes kendine sormalıdır &#8220;Benim için mescid-i Aksa nedir? O mübarek beldelerin bugünkü mahzun hali ve mükedder halkı beni ne kadar ve nasıl ilgilendirmelidir? Neler yapabilirim?&#8221; Her Mirac Kandili&#8217;nde buna benzer sualleri kendimize sormalıyız ki Mescid-i Aksa şuurumuz biraz daha gelişip artsın.</p>
<p>Yine mübarek üç ayların bize getirdiği hediyelerden birisi de 27 Ağustos gecesindeki Berat Kandili&#8217;dir. Hayatın iki cephesinde de bizlere rehber ve şefaat kitabımız olan Hz. Kuran&#8217;da adına hususi sure bulunan berat; kelime olarak &#8220;kurtulmak, affolmak demektir. Bu gece, Ramazan öncesi, Şaban-ı Şerif ayının bizlere bağışlanmamız için muhteşem bir imkandır. zaten Resulullah (s.a.v.) Efendimizin &#8220;benim ayım&#8221; dediği şaban ayı adeta peygamberimizin ümmetine devam eden sevgi, şefkat ve şefaatinin günümüzdeki açık bir delili gibidir. Öyleyse dostlar, Şaban ayını, hasret ve hicranıyla yandığımız sevgili peygamberimizle ünsiyet ve irtibat kurmamıza vesile bilmeli ve salat-ü selam, oruç ve zikrullahla meşgul olmalıyız.</p>
<p>Ve mübarek Şehr-i Sıyam ve Şehri-Kuran olan Ramazan ayı işte kapılarımıza kadar yine geldi. Hoşgeldin efendim, ne iyi ettin de geldin. Oruçlarını özledik; açların halini bizzat anlamak için. Sahurlarını bekledik; uzun yollara sabırla dayanmanın, açlığa, yokluğa, dünyalıklardan uzak durmaya başlamanın ne demek olduğunu yaşamak için. İftarlarını özledik; her zorluğun, yokluğun, açlığın ardından bir kolaylığın bulunduğunun Rabbimizin bir vaad-i ilahiyyesi olduğunun canlı şahitleri olmak için, Ey mübarek Ramazan, mukabelelerine hasret kalmıştık; okuyanı Hz.Cebrail, dinleyeni Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz olan soylu sünnet-i nebinin günümüzdeki şerefli hizmetkarları olma şuuruyla. Bu gün de mukabele okuyucuların tıpkı Cebrail (a.s.) gibi Kuran&#8217;a susamış yüreklere Kuran tebliğcileri, dinleyen müminlerin de Resulullah&#8217;ın hafızasındaki Kuran&#8217;ın Hz. Cebrail tarafından teyid edilişi gibi kuranla buluşmanın hazzını yaşar.</p>
<p>Gecenin karanlığı dünyayı sardığında gönül dünyalarımızı bunalmışlığını Teravih namazlarıyla rahata erdirmeyi özlemiştik. Zaten Teravih de &#8220;rahatlamak&#8221; demek değil midir? Sadaka-i Fıtır&#8217;da, bir dilim ekmeğe muhtaç fakirlere el uzatmanın, bedenimizin zekatını ödemek oluşunu yaşamak için bekledik aylardır seni on bir ayın sultanı&#8230;<br />
Rabbimizin insanlığa son hitabı olan mübarek kitabımız Kuran-ı Kerim&#8217;in levh-i mahfuzdan Hira-Nur dağına içerisinde indirilen mübarek ay; bizi Ümmet-i Muhammed kılan, izzeti ve şerefi gecelerinde ve gündüzlerinde arama tefekkür ve sohbet anlarına hasret kalmıştık.</p>
<p>Ve insanlığa son peygamberi hediye eden ay; Ramazan-ı Şerif ayı iyi ki geldin efendim. Her sene gelişinle sanki Kuba&#8217;da Resulullah&#8217;ı (s.a.v.) karşılayan Medineliler gibi heyecanlanırız. Sevinç ve maneviyat dolar müminlerin yüreklerine. Sahur sofralarına en güzel yemekler hazırlanır, annelerimizin, teyzelerimizin, yengelerimizin elleriyle. Sanki Eba Eyyub-el Ensari&#8217;nin evindeymişiz gibi, &#8220;Buyur ya Resulullah, senin için hazırladık&#8221; dercesine. Seni bulamayınca Efendim, sevinirsin ve memnun olursun ümidiyle, garipleri ve fakirleri, talebeleri çağırırız iftar ve sahur sofralarımıza&#8230;</p>
<p>Hele o hüzün ve hıçkırık dolu son günlerin, sanki babasının ayrılığını hissedip de dayanamayan Hz. Fatma&#8217;nın yüreği gibidir yüreklerimiz. Adına bile ihanet edilerek değiştirilmeye çalışılan oruçlunun ödülü hissiyle Ramazan Bayramı&#8217;nı idrak ederiz. Kabir ziyaretleriyle, akraba ve büyüklerimizin ellerini öperek, onuru incinmiş ve suratı asılmış insanlığa tebessüm ve ümit sakaları gibi sevinçler, mutluluklar ikram ederiz bu mübarek bayramımızda. Ama en önce Rabbimize teşekkür etmek için kılarız bayram namazlarımızı.<br />
Üçaylarınız ve ramazanı şerifiniz mübarek olsun, selam ve dualarımla fii emanillah&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/ve-rahmet-iklimindeyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın Kendi Özüne Yürüyüşünün Adı: Umre</title>
		<link>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/insanin-kendi-ozune-yuruyusunun-adi-umre/</link>
		<comments>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/insanin-kendi-ozune-yuruyusunun-adi-umre/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 16:22:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Döngeloğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://omerdongeloglu.net/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[Mânâ itibariyle ziyaret etmek demek olan umre, Hanefi fıkhında kitap ve sünnetle sabit bir sünnettir. Yani bizzat Resulullâh&#8217;ın hayatında 4 defa yer bulmuş muhteşem bir ibadettir. Yüce kitabımız Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Rabbimiz : &#8220;haccı ve umreyi Allah için tam olarak yapın &#8230;&#8221; buyurarak umreyi tam ve eksiksiz yapmamızı istemektedir.
Hatalarımızla, kusurlarımızla şu fani dünya yürüyüşünde zaman zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-109" title="umre" src="http://omerdongeloglu.net/wp-content/uploads/umre.png" alt="umre" width="220" height="135" />Mânâ itibariyle ziyaret etmek demek olan umre, Hanefi fıkhında kitap ve sünnetle sabit bir sünnettir. Yani bizzat Resulullâh&#8217;ın hayatında 4 defa yer bulmuş muhteşem bir ibadettir. Yüce kitabımız Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Rabbimiz : &#8220;haccı ve umreyi Allah için tam olarak yapın &#8230;&#8221; buyurarak umreyi tam ve eksiksiz yapmamızı istemektedir.</p>
<p>Hatalarımızla, kusurlarımızla şu fani dünya yürüyüşünde zaman zaman inişler ve çıkışlar yaşamamız çok doğal bir durumdur. Bunu bizzat Rabbimizin bizden &#8217;sık sık tevbe etmemizi istemesi&#8217;nden de anlayabiliriz. Yanlış yapacağımızı biliyor ki Rabbimiz, her günahkarı tehdit ettiği o elem verici azab haberlerinin ardından &#8216;ancak tevbe edenler müstesna&#8217; buyurarak bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu gösteriyor. Bu muhteşem ibadetle aslımıza doğru bir yürüyüşe çağrıyor.</p>
<p>Umre bir yolculuktur aynı zamanda. Ama bazı yolculuklar insanı farklı çevrelere götürmekle kalmaz. Gidilen yerle bulunulan yer arasında bir mukayese yapmasını da insanın, daha iyi olanı tercih etmesi için ayne&#8217;l yakin bir eğitim vasıtası olur.<span id="more-106"></span></p>
<p>İşte sözün tam da burasında umrenin ne gibi bir yürüyüş ve eğitim vasıtası olduğuna temas etmekte fayda olur zannederim. Umre, mübarek yerleri ziyaret ederek eğitilmektir. Başta Kâbe olmak üzere yeryüzünün en kutsal topraklarına doğru bir soylu yürüyüşün adıdır. Bu ziyaret tâ Hz. İbrahim&#8217;den (a.s) beri devam eden bir ziyarettir. Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail&#8217;le birlikte Kâbe&#8217;yi tamamladıklarında Mevlamız &#8220;Ey İbrahim, insanları bu evi ziyaret için çağır&#8217; buyurmuştu. Hz. İbrahim (a.s.) de: &#8220;Yâ Rab, bu çölün ortasına kim gelir, hem benim sesimi bu ıssız yerlerde kim duyar&#8221; demişti. Rabbimiz de: &#8220;Ey İbrahim, sana düşen insanları buraya davet etmek; senin sesini ve davetini insanlara duyurmak bizim işimiz, fevç, fevç insanların burayı ziyarete geldiklerini göreceksin&#8221; buyuruyordu. İşte bugün müminlerin akın akın o mübarek beldeye yaptığı yürüyüş, İbrahim (a.s.) den gelen sese &#8220;lebbeyk&#8221; diyerek asırların ardından ses vermektir.</p>
<p>Adeta &#8220;Buyur Yâ Rabbi, işte buradayım, senin emrine geldim, bazı ayetlere şahit ve bazı sembollerin mânâsını yerinde bizzat görmeye geldim&#8221;, demektir. Umre, tavaf ve say&#8217;in ardından tıraş olarak tamamlanan bir ibadettir. Ama tüm sembollerin yüklendiği manalar ve mesajlar vardır. Esas olan da zaten her müminin bu sır örtüsünün gizlediği manaya yönelmesidir. Zira hem hacc hem de umre ibadetinde ziyaret edilen her yer bir mânâ denizidir.</p>
<p>Tavaf neyi anlatır?&#8230;<br />
Tavaf; insanın içine doğru, kendi özüne doğru gerçekleştirdiği soylu bir yürüyüştür. Hayat insanı çok çeşitli meşgalelerle savurur durur ve çoğu zaman insan bir bakar ki hayatın anlam ve gayesinin çok uzağına düşmüş olduğunu görür. İşte umre bizleri tam da bu anlam boşluğunda tavafla yeniden kendimize, özümüze dönmemizi sağlar. Tavafın her şavtında müslüman kainatın merkezi olan Kâbe&#8217;deki o muazzam ahenge katılarak İslâm ümmetinin bir ferdi olmanın muhteşem hazzını tüm hücrelerinde hisseder. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz &#8220;Hacer-ül Esved Cenab-ı Hakk&#8217;ın eli gibidir&#8221; buyurarak bizleri tavafın her şavtında onu selamlamamızı tavsiye eder. Bu tavsiye bizim için Rabbimizle olan sözleşmemizi her şavtta yenilediğimiz şuurunu aşılar. Her tavaf kulun Allah aşkıyla sonsuza kadar sadakatle yürüyüşe hazır ve razı olduğunun en berrak ve net resmidir.Tavaf alanının bir daire şeklinde oluşu da zaten bu ibadetin sonsuzluğu ifade ettiğini göstermiyor mu?</p>
<p>Seven sevdiğine sadakat gösterir ve göstermelidir. İşte kulun başı önünde büyük bir tevazu ve edeble &#8220;sana geldim Allahım, işte buradayım&#8221; dercesine yavaş yavaş ve emin adımlarla seyri sadakatidir. Tavafın ilk üç şavtında sağ omzumuz açık olarak yürümemiz gücümüzü yitirmediğimizin, her şeye rağmen, bütün günahlarımıza rağmen bitmediğimizin, yılmadığımızın, yıkılmadığımızın tüm kainata açık bir ilanıdır. Erkeklerin ilk üç şavtı omzu açık olarak tavaf etmeleri Medine&#8217;ye hicretten sonra Mekkelilerin müslümanları ilk görüşleri olduğu için güçlü, kuvvetli olduklarını göstermeleri açısından büyük önem taşıyordu. Sen de günahlara karşı güçlü olduğunu göstermek için bu tavafı fırsat bileceksin ve o ruhla yürüyeceksin İbrahim&#8217;in yurdunda.</p>
<p>Tavaf Hz. İsmail&#8217;in yürüdüğü yerde yürümektir. Yani İsmail&#8217;in rolüne soyunmaktır. Peki o zaman Hz. İsmail neyi sembolize eder. Hafızamızı tazelemek gerekirse ömrünün son demlerine gelmiş Hz. İbrahim eşi Sare annemizin rızası ve isteğiyle kölesi Hacer annemizle evlenmiş ve o evlilikten Resulullah&#8217;ın da atası olan Hz. İsmail dünyaya gelmiştir. Çocuk doğunca evde bir huzursuzluk meydana geldi. Hz İbrahim (a.s.) Mevla&#8217;nın murad-ı İlahiyyesiyle Hz.Hacer ve Hz.İsmail&#8217;i Mekke&#8217;ye getirmiş ve Kâbe&#8217;nin bulunduğu yere bırakıp Mısır&#8217;a geri dönmüştü.</p>
<p>Hz. Hacer ısrarla &#8220;bu iki kaya arasında çölün ortasında biz ne yaparız&#8221; diye sitem etti. Sonra &#8220;Ey İbrahim yoksa bunu sana Rabbin mi emretti&#8221; dedi. Hz. İbrahim de: &#8221; Ey benim fedakâr ve çilekeş eşim eğer Rabbim istemeseydi bir peygamber olarak ben seni ve yıllardır hasretini çektiğim şu el kadar et parçası yavrum İsmail&#8217;imi şu çölün ortasına hiç bırakır mıydım?&#8221; O zaman Hz. Hacer, o fedakâr kadın &#8220;Ey İbrahim, ardına bile bakma beni Rabbimin emrine sabreden ve itaat eden olarak bulacaksın&#8221; diyordu. İşte o daha yaşına basmamış İsmail&#8217;in kundağıyla bırakıldığı yer senin tavaf ettiğin yerdir. İsmail kadar fedakâr olmayı yeryüzünde tek orijinal mekân olan yerde, Kâbe&#8217;de sen de öğreneceksin. Yeryüzünü yalnızlığının ve sahipsiz kalmışlığının yanına Rabbini davet eden çocuksu çığlıklarının sonunda ödül olarak zemzem suyunu Rabbinden alan İsmail gibi ödülünü almak için ağlayacak, inleyecek hıçkırıklarla feryad edeceksin. Her tavafın seni bir kez daha, biraz daha İsmailleştirecek ve oradan Hacer&#8217;in Safa ile Merve&#8217;sine fedakârlık sınıfını geçmiş olarak geleceksin.</p>
<p>Hacerce yürüyüşün adı sa&#8217;y&#8230;<br />
Umrenin omurgalarından biri de Safa ile Merve arasında 4 gidiş,3 geliş olmak üzere yürümektir. Bu yürüyüş bildiğiniz gibi Hz. Hacer annemizin oğlu İsmail&#8217;in feryadına dayanamayan bir annenin merhamet ve İbrahim&#8217;in emanetine sadakat dolu yürüyüşünün adıdır. Bir kadının asırlar evvel yaptığı bu asil yürüyüş bize niçin vacip olmuştur dersiniz? Rabbimizin o kadar hoşuna gitmiştir ki bu vefa dolu yürüyüş, o gün bugün hepimizi Hacerce bir yürüyüş halinde görmek ister Mevlâmız. Yani Hacer olmadan hacı-umreci olunmuyor demek ki. Sen de yeryüzünün bugünkü İsmailleri adına bir ana yüreğiyle fedakârca yürüyeceksin. Sonra traş olup sanki tüm günahlardan kurtulurcasına efendimizin o müjde dolu hadislerinden içmek için yad-ı cemil olsun diye sevre koşacaksın. Hz. Ebubekir (r.a.) Efendimizi soracaksın, &#8220;Ey dağ sahi Ebubekir senin nerelerinde gezindi de sıddık oldu&#8221; diyerek. Sadakat sınıfını orada geçeceksin, yürekleri genişleten ayetlerin indiği yere yüreğini açacaksın sınıfları bir bir geçeceksin. Oradan Hira Nur dağına akıp gideceksin, insanlığa son peygamberi hediye eden mekana koşacaksın. Rasulullâh&#8217;ı yetim ve öksüz Abdullah&#8217;ın oğlu Muhammed olarak koynuna alan nur dağının yeryüzünün en güçlü insanı Hz. Muhammed olarak Efendimizi bize hediye ettiğini düşüneceksin.</p>
<p>Bu kutsal yola iyi bir arkadaşla çıkmak&#8230;</p>
<p>Hz. Ömer&#8217;i bir umre için yolcu ederken Efendimizin &#8220;Duanda bana da yer verir misin kardeşim&#8221;, deyişinden arkadaşın ve duanın önemini öğreniyoruz. Bu yola iyi bir arkadaşla yani bizi ibadet ve taatte kamçılayacak biriyle çıkmamızı bizzat Rasulullâh Efendimiz tavsiye buyuruyorlar. Şu yaz mevsiminde planımıza mutlaka umre yolculuğunu almalıyız. Duayı duaya katarak iyilerle kervan olmak inanın bize büyük bir haz verir. Zira &#8220;umre diğer umreyle aradaki günahları siler buyuruyor&#8221; Efendimiz. Bu mekânların ziyaretçilerini &#8220;Allâh&#8217;ın misafirleri&#8221;Diye tanımlıyor Efendimiz (sav). Nasıl ki ev sahibi misafirine evinde bulunanın en iyisini ikram ederse umre için yola düşmüş bir mümine de ev sahibi olan Rabbimiz ikramların en büyüğünü vermez mi?</p>
<p>Son söz olarak Rabbim hepimize iyilerle mebrur ve makbul haclar ve umreler lutfeylesin ve oralardan arınarak, korunarak, durularak dönmeyi nasib eylesin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/insanin-kendi-ozune-yuruyusunun-adi-umre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Severek Paylaşmak Paylaşarak Sevmek ve Ramazanın Ödülü Bayram</title>
		<link>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/severek-paylasmak-paylasarak-sevmek-ve-ramazanin-odulu-bayram/</link>
		<comments>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/severek-paylasmak-paylasarak-sevmek-ve-ramazanin-odulu-bayram/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 16:17:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Döngeloğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://omerdongeloglu.net/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Aziz dostlar onbir ayın sultanı Ramazan&#8217;ın sonuna yaklaştık. Bu mübarek iklimin bize uygulamalı olarak öğrettiği iki şey vardı ki; başlığımız da zaten bunu dile getiriyor. Birincisi severek paylaşmak ki; oruç tutmak bizlere bunu öğretiyor. Oruçla, açlığı bizzat tattırıyor ve paylaşmayı severek yapmamızı öğretiyor. Bir ay boyunca ve bir günün uzunca bir bölümünde imsak ile iftar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-103" title="cami" src="http://omerdongeloglu.net/wp-content/uploads/cami.png" alt="cami" width="220" height="135" />Aziz dostlar onbir ayın sultanı Ramazan&#8217;ın sonuna yaklaştık. Bu mübarek iklimin bize uygulamalı olarak öğrettiği iki şey vardı ki; başlığımız da zaten bunu dile getiriyor. Birincisi severek paylaşmak ki; oruç tutmak bizlere bunu öğretiyor. Oruçla, açlığı bizzat tattırıyor ve paylaşmayı severek yapmamızı öğretiyor. Bir ay boyunca ve bir günün uzunca bir bölümünde imsak ile iftar arası normal zamanda helal olan yiyecek ve içecekleri, sırf Allah rızası için kendi kendimize yasak ederek, fedakarlıkta sınırlarımızı görmemizi sağlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir Müslüman&#8217;ın Rabbine karşı samimiyetinin sonucunu, en doğru gösteren testi de zannederim ki oruçtur. Çünkü oruçlu olduğunuzu sadece siz ve Rabbiniz bilir. Oruç tutarken, aslında kendinizi tuttuğunuzdan en başta siz eminsinizdir.<span id="more-100"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Sizden başkalarıyla ortaklaşa yapılan işlerde, paylaşmada beraber olur, oysa siz öyle bir iş yapıyorsunuz ki, onu sadece bir kişi biliyor. İşte o kişi kendisinin sizin için en özel olduğunu bilir değil mi? Oruçta kulun Rabbine sunduğu en özel amelidir. Rabbinizle aranızdaki bir sır gibi. Zaten sevgili peygamberimizde buyurmuyor mu &#8220;Cenab-ı Hak buyurdu ki &#8216;Kulumun her ibadetinin sevabı bellidir, ama oruç ibadetinin sevabını zatımdan başka kimse bilemez. Zira kulum oruç tutarak sırf benim için dünyevi istek ve arzularını terk etti. Ben de bunun ödülünü mahşer günü açıklayacağım&#8217;&#8221;. Sırrı korumanın ödülüne bakar mısınız? Demek ki sadece Mevla ile paylaşırsan oda Peygamberine dahi açıklamadığı, sana özel mükafatını sadece seninle paylaşıyor. Ramazan ve oruç severek paylaşmaktır efendim.</p>
<p style="text-align: justify;">Paylaşarak sevmeye gelince, bu da Ramazan&#8217;da verilen sadakayı fıtırlar, başta fakir ve muhtaçlara yapılan hayırlar, onlara açılan iftar-sahur sofralarıyla paylaşırken sevmeyi öğretir hepimize. Yalnız buradaki sevme iki yönlü akışı olan duble yollar gibidir. Birisi şudur; sair vakitlerde fark edemediğimiz garibanlarla -moda tabirle- empati yaparsınız ve çoğu zaman onları paylaşırken seviverirsiniz. Diğeri ise, varlıklı ve servet sahibi kimselerin aslında gaddar, cimri, yalnız kendilerini düşünen insanlar olmadıklarını, muhtaç ve fakir kimseler onların sofralarına oturarak zekat ve fitrelerini alarak bizzat görürler ve sanki Hz. Bilal&#8217;i Habeşi&#8217;nin, Hz.Ebubekir Efendim&#8217;ize duyduğu sevgi ve muhabbeti duyarlar. Böylece toplumda adı paylaşırken sevme olan bir köprü kurulur. Bu köprü, hem İslam&#8217;da olmayan servet düşmanlığını öldürür, hem de varlıklı kimselere fakir fukaranın halini anlama erdemini anlatır.</p>
<p style="text-align: justify;">İbadet yaparken aynı zamanda sosyal dokuyu da muhafaza etmiş oluruz. Rabbim Ramazan&#8217;ı ve orucumuzu ibadet ve hikmetleri boyutuyla eda etmeyi hepimize lütfeylesin. Bin aydan daha kıymetli Kadir Gecesi&#8217;ni de, bu ay içinde hamdolsun idrak eyledik. Mevla hepimizi hikmet, feyz ve bereketlerinden hakkıyla istifade etmiş kullarından eylesin.<br />
Merhamet ve kerem sahibi olan Rabbimiz, bu ay boyunca gösterdiğimiz sabır, fedakarlıklar ve ibadetlerimize karşılık, bizlere bayramı hediye etmiştir. Demek ki her zorluğun ardından bir kolaylık vardır hakikati bir kez daha tecelli etmiş oluyordu. Değerli komşular bayramımızın adı Ramazan Bayramı, yani Rabbimizin oruçlarla, teravihlerle, sadakayı fıtırlarla, mukabelelerle, sahur ve iftar sofralarını fakir kardeşlerine açarak, itikaflarda kendi özüne dönmüş ve 10 gün boyunca Rabbiyle ve kendisiyle yüzleşmiş, adeta ahiret günü gelmeden kendini hesaba çekmiş kullarına muhteşem bir ödüldür Ramazan Bayramı, ama ne yazık ki adına bile bazen ihanet edilen bayramımızı maalesef sanki bir tadımlık şeker gibi şeker bayramı yapıverenler var. Oysa bu kimselere &#8220;Niçin hep İslam&#8217;ın isim ve sembollerine alternatif arayışı aklınıza gelir de, nedense bu aziz millete dışardan devşirerek kabul ettirmeye çalıştığınız olaylara -mesela noel bayramına- Türkçe isimler bulmak hiç aklınıza gelmez?&#8221;. desek, ne derler acaba?</p>
<p style="text-align: justify;">Değerli Başak Hayat okurları, muhterem kardeşlerim, bayramı fırsat bilelim varsa. Kırgın olduğumuz kimselerle, haklı biz isek bile, önce biz selam vererek barışalım ve Resulullah&#8217;a arkadaş olma şerefini lütfen yakalayalım. Ana-baba, komşularımız,arkadaşlarımız ve akrabalarımızla ziyaretleşelim. kabirleri mümkün mertebe ziyaret edelim.<br />
Bu vesileyle, sizlerin ve tüm müminlerin Ramazan Bayramı&#8217;nızı tebrik eder, hepimize hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ederken nice Ramazan-ı Şeriflere sıhhat ve afiyetle erişmeyi dilerim. Selam ve dualarımla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/severek-paylasmak-paylasarak-sevmek-ve-ramazanin-odulu-bayram/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özlemiştik Efendim Hoş Geldin</title>
		<link>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/ozlemistik-efendim-hos-geldin/</link>
		<comments>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/ozlemistik-efendim-hos-geldin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 16:14:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Döngeloğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://omerdongeloglu.net/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Saygıdeğer okurlarım öncelikle hepinizi saygı ve hürmetle selamlarım.Yaygın ifadeyle söyleyecek olursak onbir ayın sultanı mübarek ve muhterem ay ramazanı-şerif işte tekrar bizlerle hamd-ü senalar olsun. Mevla izin verirse inşallah mübarek ay boyunca sizlerle ramazanla alakalı konularla, ayet-i kerimeler, hadisi şeriflerle, fıkhi konularla, fikri yorumlarla ve dualarla beraber olacağız.
Ve işte zaman sultanının kapısında; o da bizlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-97" title="ozledik" src="http://omerdongeloglu.net/wp-content/uploads/ozledik.png" alt="ozledik" width="220" height="135" />Saygıdeğer okurlarım öncelikle hepinizi saygı ve hürmetle selamlarım.Yaygın ifadeyle söyleyecek olursak onbir ayın sultanı mübarek ve muhterem ay ramazanı-şerif işte tekrar bizlerle hamd-ü senalar olsun. Mevla izin verirse inşallah mübarek ay boyunca sizlerle ramazanla alakalı konularla, ayet-i kerimeler, hadisi şeriflerle, fıkhi konularla, fikri yorumlarla ve dualarla beraber olacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve işte zaman sultanının kapısında; o da bizlerin gönül kapılarına bir kez daha heybesindeki hediyeleriyle geldi. Onbir ayın sultanı ramazan geldi, hoş geldi. Sahi ramazan neler getirir bizlere hiç düşündünüz mü?</p>
<p style="text-align: justify;">İlk bakışta orucu getirmiştir gibi görünüyor ama aslında ramazan insanlığa önce cenab-ı hakkın son mesajı olan Kuranı-Kerim&#8217;i getirmiştir. Zira oruç müminlere hicretin 2. yılında farz kılınmıştır. Oysa Kuran&#8217;ın inmeye başlaması, nübüvvetin başlamasıyla eş zamanlıdır. Yani insanlığa son peygamberi hediye olarak getiren kutlu zaman dilimi de yine bu muhterem ay ramazan-ı şerifdir.<span id="more-93"></span></p>
<p>Başlığımızın özlemiştik efendim şeklinde oluşunun sırrı da sanırım daha bir netleşti. Her ramazanı şerifin gelişi bizleri adeta mübarek kitabımız kuranın indiği zamana Hira-Nur dağının eteklerine götürür ve diri, diri toprağa gömülen kız çocuklarının, piyasada 5-10 altına satılan insanlığın incinmiş onurunun iade edildiği ve Hz.Bilallerin, Ammarların, Sümeyyelerin, Zinnurelerin (R.A.) hasretle bekledikleri Resulullah (S.A.V.)&#8217;a kavuştukları havayı teneffüs ederiz adeta ve bir kez daha mümin sineler &#8220;Hoşgeldin onbir ayın sultanı, hoş geldin&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ümmül-kitap ve hoşgeldin ey ALLAH ın Resulü&#8221; dercesine coşar ve o hasret dolu yüreklerle başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan mevsimi karşılarlar. Değerli dostlar tabi ki ramazanın en belirgin özelliği oruç tutma ayı oluşudur. Oruç tutmak aslında haramlara karşı kulun elini tutmasıdır, dilini tutmasıdır, nefsinin arzularını tutmasıdır, kısacası oruç tutmak kişinin kendini tutmasıdır. İmsakle ağzını kapatan kul, aslında der ki &#8220;Ya Rab, işte senin için helal olan yiyecek ve içeceklere, oruçlu iken eşime yaklaşmaya, tüm kötü söz ve fiillere bedenini kapattım. Nasıl ki iftar, imsakin bir ödülüdür, dünyada bulunuşumuzun ödülünü de cennet eyle&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ramazan bizlere dayanmayı, direnmeyi, sabretmeyi, sevmenin ve iman etmenin bir bedeli olduğunu ve paylaşmanın asaletini uygulamalı olarak öğretir.</p>
<p>Bir Ayet<br />
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bakara Suresi &#8211; 183. Ayet</p>
<p>Bir Hadis</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Oruç tutun sıhhat bulun.&#8221; buyurmuşlardır.</p>
<p>Bir Dua<br />
ALLAH ım senin rızan içi oruç tuttum, varlığına ve birliğine iman ettim, sana sığındım ve vermiş olduğun nimetlerinle orucumu açtım. Kabul eyle ya Rab.</p>
<p>Soru Cevap<br />
Soru:Sahura kalkmadan oruç tutabilir miyim?<br />
Cevap:Sahura kalkmak sünnettir. Sevgili peygamber efendimiz &#8220;Sahurda<br />
bereket vardır&#8221; buyurmuşlardır. Mümkünse kalkmaya gayret edelim. Sahura kalkmak<br />
hem ev halkına güzel bir örnek olur, hem de oruca niyet yerine geçer. Ama<br />
yarınki oruca niyet eden kişi sahura kalkmadan da orucunu tutabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/ozlemistik-efendim-hos-geldin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zaman Sultanına Doğru Yürürken Üç Aylar</title>
		<link>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/zaman-sultanina-dogru-yururken-uc-aylar/</link>
		<comments>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/zaman-sultanina-dogru-yururken-uc-aylar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 16:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Döngeloğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://omerdongeloglu.net/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Muhterem okurlarım, yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere takvim yaprakları bir kez daha en kıymetli zamana yaklaşmış bulunuyor. Mübarek üç aylar diye bilinen yoğunlaşmış bir rahmet ve mağfiret iklimine bir kez daha kavuşmaktayız. Evet. 16 Temmuz Pazartesi günü Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz&#8217;in lisanıyla &#8220;Allah&#8217;ın ayı olan&#8221; üç ayların başlangıcı Receb ayı geliyor ve 19 Temmuz 2007 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Muhterem okurlarım, yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere takvim yaprakları bir kez daha en kıymetli zamana yaklaşmış bulunuyor. Mübarek üç aylar diye bilinen yoğunlaşmış bir rahmet ve mağfiret iklimine bir kez daha kavuşmaktayız. Evet. 16 Temmuz Pazartesi günü Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz&#8217;in lisanıyla &#8220;Allah&#8217;ın ayı olan&#8221; üç ayların başlangıcı Receb ayı geliyor ve 19 Temmuz 2007 Perşembe akşamı da inşallah Regaib kandilini idrak edeceğiz.<br />
Pekiyi hiç düşündünüz mü vakit olarak aynı saat, dakika ve saniyeyi içinde barındıran bir zaman diliminin başka bir zaman diliminden gerçekte bir üstünlüğü var mıdır? Ve bu nasıl olabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">Elbette vardır!<br />
En başta Kadir Suresinde bir geceyi bin aydan üstün kılan sır, bunun Kitap&#8217;tan en açık delili değil midir?<br />
Şöyle düşünecek olursak, yıllar boyu okuduğumuz okuldan mezun olup diplomamızı aldığımız an, bize beş yıla bedel bir an olarak gelmez mi?<br />
Ya da aylarca hasretle yolunu beklediği asker oğlunun teskeresini alıp anasına kavuştuğunda o an, on beş aya bedel bir an gibi gelmez mi o anaya?<br />
Örneklerini sizlerinde kendi iç dünyanızda çoğaltabileceğiniz bu tür anların, nice yılları bir anın içine sıkıştırdığını görebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamanında bir lisanı, bir ruhu vardır. Hususî anlamı ve içinde taşıdığı özel bir emaneti olan zamanlar kendi lisanlarıyla pek çok şey anlatır.<br />
İşte üç aylara bu açıdan bakacak olursak ve Efendimizin (s.a.v.) &#8220;Allah&#8217;ım! Receb ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına eriştir.&#8221; duasında bu üç ayı ismiyle hususen zikretmesi bize ne anlatır ne öğretir?<br />
Bu aylar içerisinde Regaib, Mi&#8217;rac, Berat kandilleri ve Kadir gecesini barındırmaktadır.<span id="more-88"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Üç ayların Müslümanlara getirdiği hediyelerine bakarsak önemini ve değerini bir kez daha görmüş oluruz:<br />
1-Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i insanlığa bu mübarek aylar hediye etmiştir ve Resûlullah (s.a.v)&#8217;ın Hz. Cebrail ile karşılıklı mukabele şeklinde Kur&#8217;an okumaları yine bu aylardadır.<br />
2-Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz&#8217;e nübüvvetin verilmesi hadisesi de Ramazan ayındadır. Yani insanlığa son Peygamber&#8217;i hediye eden zaman dilimi bu üç aylardadır.<br />
3-Bakara Suresinin son iki ayetinin nüzûlü ile İslam&#8217;ın beş temelinden ikisi olan namaz ve oruç ibadetleri de yine üç ayların Müslümanlara hediyelerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte dostlar, zaman bir kez daha on bir ayın sultanı Ramazan ayına ve bin aydan hayırlı bir geceye doğru akıp giderken üç ayları lütfen bize getirdiği hediyelerle karşılayalım, derim. Ülkemiz ve tüm mü&#8217;minler için dualarımızın önüne üç ayların esen rahmet rüzgârını da katarak namazlarla, oruçlarla, Kur&#8217;an tilavetlerimizle Mevlâ&#8217;ya halimizi arzedelim.<br />
Asırların ardından bize Sonsuz Nur&#8217;u hediye etmiş bir mübarek üç aylara daha girerken Resûlullah&#8217;a &#8220;Hoş geldin ey Allah&#8217;ın Resûlü!&#8221; diyebilmek için &#8220;Günlük hayatımızda canlı kalan kaç sünnet var?&#8221; diye bir kez daha kendimizle yüzleşelim. Bu konuda mutlaka mü&#8217;minler olarak birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor. Birbirimizi ikâz etmemiz lazım. Bu vesileyle üç ayların rahmet ve bereketi Âlem-i İslâm&#8217;a ve yüreklerinize dolsun. Üç aylarınız mübarek olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/zaman-sultanina-dogru-yururken-uc-aylar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Aylara Hazır mıyız?</title>
		<link>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/uc-aylara-hazirmiyiz/</link>
		<comments>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/uc-aylara-hazirmiyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 16:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Döngeloğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://omerdongeloglu.net/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.
Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="size-full wp-image-80 alignleft" title="ucaylar" src="http://omerdongeloglu.net/wp-content/uploads/ucaylar.png" alt="ucaylar" width="220" height="135" />İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında iyice doldu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak parmağıyla yanındakilere bu kadını gösterdi ve: &#8220;Şu kadını görüyor musunuz?&#8221; dedi. Sahabe cevap verdi: &#8220;Evet Ya Rasulallah!&#8221; Allah Resulü (sas) tekrar: &#8220;Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu cehenneme atar mı?&#8221; diye sordu. Sahabe &#8220;Hayır ya Rasulallah!&#8221; karşılığını verdi. Ve işte bunun üzerine İki Cihan Serveri şu hikmet dolu sözleri söyledi: &#8220;Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmak istemez.&#8221;<span id="more-78"></span></p>
<p style="text-align: justify;">İşte böylesine başdöndürücü bir şefkat ve merhamete sahip olan Allahu Teala, sene içinde kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde Cenab-ı Hakk&#8217;ın rahmet esintileri sağanak sağanak yağmaktadır. Şu günlerde bu zaman dilimlerinden &#8220;üç aylar&#8221;a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum olduğu üzere halkımız arasında Arabi aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarına &#8220;üç aylar&#8221; deniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahiret ticaretinin yapıldığı kazançlı bir pazar durumunda olan üç aylar, yılda ancak bir defa açılır ve üç ay boyunca devam eder. İstifade edebilenlerin çok şey kazandığı bu pazarı kaçıranlar gelecek mevsimi beklemek zorundadır. Tabii ömürleri yeterse. Kimse yarına çıkmaya garanti veremediği gibi gelecek mevsime yetişmeyi de taahhüt edemez. Öyleyse yapılacak iş, bu mevsimi çok iyi değerlendirmek, bunun için de onu elimize geçen son fırsat olarak kabul etmek.</p>
<p style="text-align: justify;">Üç aylar fırsat günleridir, çok bereketli bir kazanç mevsimidir. Böylesine bir koyup binler alabileceğimiz kazanç kuşağında kaybetmemek için bu günleri iyi değerlendirmeliyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeli, anne-babanın, masum ihtiyarların duaları alınmalı, hasılı bu aylar daha canlı ve daha verimli yaşanmalıdır.<br />
Bütün bu yapılanlar bir yarış havası içinde yapılırken ihlaslı yapmaya da azami dikkat gösterilmeli. Zira ihlasla yapılan küçük bir amel, ihlassız yapılan pek çok amelden üstündür. Bu sayede hem cemiyete huzur gelmiş, hem de manevi bir atmosfer meydana getirilerek, ilahi rahmetin celbine zemin hazırlanmış olur. Yapılan ibadetler, okunan Kur&#8217;anlar, Cenab-ı Hakk&#8217;a yükselen inilti ve ızdırap dolu dualar, akıtılan gözyaşları, yapılan tevbe, istiğfarlar yağmuru çeken bulutlar gibi ilahi rahmeti kendisine çeker.</p>
<p style="text-align: justify;">İlahi rahmet, semamızı kapladığı zaman onu hayat kaynağı yağmurlar gibi lütuflar, ihsanlar, ikramlar ve hediyeler takip eder. Böylece gelen rahmet damlaları günahlarımızdan, gafletimizden dolayı kirlenen manevi hayatımızı da temizler.</p>
<p style="text-align: justify;">Öyleyse daha ne duruyoruz. Haydi hep beraber, ilahi rahmet ve lütuflara hasret insanlar olarak başımızı okşayacak rahmet bulutlarının celbine ve onu takip edecek ilahi ihsanlara kendimizi hazırlayalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://omerdongeloglu.net/2008/12/30/uc-aylara-hazirmiyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
