Muhterem okurlarım, yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere takvim yaprakları bir kez daha en kıymetli zamana yaklaşmış bulunuyor. Mübarek üç aylar diye bilinen yoğunlaşmış bir rahmet ve mağfiret iklimine bir kez daha kavuşmaktayız. Evet. 16 Temmuz Pazartesi günü Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in lisanıyla “Allah’ın ayı olan” üç ayların başlangıcı Receb ayı geliyor ve 19 Temmuz 2007 Perşembe akşamı da inşallah Regaib kandilini idrak edeceğiz.
Pekiyi hiç düşündünüz mü vakit olarak aynı saat, dakika ve saniyeyi içinde barındıran bir zaman diliminin başka bir zaman diliminden gerçekte bir üstünlüğü var mıdır? Ve bu nasıl olabilir?
Elbette vardır!
En başta Kadir Suresinde bir geceyi bin aydan üstün kılan sır, bunun Kitap’tan en açık delili değil midir?
Şöyle düşünecek olursak, yıllar boyu okuduğumuz okuldan mezun olup diplomamızı aldığımız an, bize beş yıla bedel bir an olarak gelmez mi?
Ya da aylarca hasretle yolunu beklediği asker oğlunun teskeresini alıp anasına kavuştuğunda o an, on beş aya bedel bir an gibi gelmez mi o anaya?
Örneklerini sizlerinde kendi iç dünyanızda çoğaltabileceğiniz bu tür anların, nice yılları bir anın içine sıkıştırdığını görebiliriz.
Zamanında bir lisanı, bir ruhu vardır. Hususî anlamı ve içinde taşıdığı özel bir emaneti olan zamanlar kendi lisanlarıyla pek çok şey anlatır.
İşte üç aylara bu açıdan bakacak olursak ve Efendimizin (s.a.v.) “Allah’ım! Receb ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına eriştir.” duasında bu üç ayı ismiyle hususen zikretmesi bize ne anlatır ne öğretir?
Bu aylar içerisinde Regaib, Mi’rac, Berat kandilleri ve Kadir gecesini barındırmaktadır.
Üç ayların Müslümanlara getirdiği hediyelerine bakarsak önemini ve değerini bir kez daha görmüş oluruz:
1-Kur’an-ı Kerim’i insanlığa bu mübarek aylar hediye etmiştir ve Resûlullah (s.a.v)’ın Hz. Cebrail ile karşılıklı mukabele şeklinde Kur’an okumaları yine bu aylardadır.
2-Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz’e nübüvvetin verilmesi hadisesi de Ramazan ayındadır. Yani insanlığa son Peygamber’i hediye eden zaman dilimi bu üç aylardadır.
3-Bakara Suresinin son iki ayetinin nüzûlü ile İslam’ın beş temelinden ikisi olan namaz ve oruç ibadetleri de yine üç ayların Müslümanlara hediyelerindendir.
İşte dostlar, zaman bir kez daha on bir ayın sultanı Ramazan ayına ve bin aydan hayırlı bir geceye doğru akıp giderken üç ayları lütfen bize getirdiği hediyelerle karşılayalım, derim. Ülkemiz ve tüm mü’minler için dualarımızın önüne üç ayların esen rahmet rüzgârını da katarak namazlarla, oruçlarla, Kur’an tilavetlerimizle Mevlâ’ya halimizi arzedelim.
Asırların ardından bize Sonsuz Nur’u hediye etmiş bir mübarek üç aylara daha girerken Resûlullah’a “Hoş geldin ey Allah’ın Resûlü!” diyebilmek için “Günlük hayatımızda canlı kalan kaç sünnet var?” diye bir kez daha kendimizle yüzleşelim. Bu konuda mutlaka mü’minler olarak birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor. Birbirimizi ikâz etmemiz lazım. Bu vesileyle üç ayların rahmet ve bereketi Âlem-i İslâm’a ve yüreklerinize dolsun. Üç aylarınız mübarek olsun.



Eylül 12th, 2009 at 15:29
selamünaleyküm ömer hocam
ben k.maraş’tan ömer köse
2008 yılı içerisinde peygamberimizin doğum gününde kaybettiğim babam için okuduğum kuran hatmimi kadir gecesinde duasını okursanı çok memnun olurum saygılarımla
teşekkürler ömer