Aziz dostlar onbir ayın sultanı Ramazan’ın sonuna yaklaştık. Bu mübarek iklimin bize uygulamalı olarak öğrettiği iki şey vardı ki; başlığımız da zaten bunu dile getiriyor. Birincisi severek paylaşmak ki; oruç tutmak bizlere bunu öğretiyor. Oruçla, açlığı bizzat tattırıyor ve paylaşmayı severek yapmamızı öğretiyor. Bir ay boyunca ve bir günün uzunca bir bölümünde imsak ile iftar arası normal zamanda helal olan yiyecek ve içecekleri, sırf Allah rızası için kendi kendimize yasak ederek, fedakarlıkta sınırlarımızı görmemizi sağlıyor.
Bir Müslüman’ın Rabbine karşı samimiyetinin sonucunu, en doğru gösteren testi de zannederim ki oruçtur. Çünkü oruçlu olduğunuzu sadece siz ve Rabbiniz bilir. Oruç tutarken, aslında kendinizi tuttuğunuzdan en başta siz eminsinizdir.
Sizden başkalarıyla ortaklaşa yapılan işlerde, paylaşmada beraber olur, oysa siz öyle bir iş yapıyorsunuz ki, onu sadece bir kişi biliyor. İşte o kişi kendisinin sizin için en özel olduğunu bilir değil mi? Oruçta kulun Rabbine sunduğu en özel amelidir. Rabbinizle aranızdaki bir sır gibi. Zaten sevgili peygamberimizde buyurmuyor mu “Cenab-ı Hak buyurdu ki ‘Kulumun her ibadetinin sevabı bellidir, ama oruç ibadetinin sevabını zatımdan başka kimse bilemez. Zira kulum oruç tutarak sırf benim için dünyevi istek ve arzularını terk etti. Ben de bunun ödülünü mahşer günü açıklayacağım’”. Sırrı korumanın ödülüne bakar mısınız? Demek ki sadece Mevla ile paylaşırsan oda Peygamberine dahi açıklamadığı, sana özel mükafatını sadece seninle paylaşıyor. Ramazan ve oruç severek paylaşmaktır efendim.
Paylaşarak sevmeye gelince, bu da Ramazan’da verilen sadakayı fıtırlar, başta fakir ve muhtaçlara yapılan hayırlar, onlara açılan iftar-sahur sofralarıyla paylaşırken sevmeyi öğretir hepimize. Yalnız buradaki sevme iki yönlü akışı olan duble yollar gibidir. Birisi şudur; sair vakitlerde fark edemediğimiz garibanlarla -moda tabirle- empati yaparsınız ve çoğu zaman onları paylaşırken seviverirsiniz. Diğeri ise, varlıklı ve servet sahibi kimselerin aslında gaddar, cimri, yalnız kendilerini düşünen insanlar olmadıklarını, muhtaç ve fakir kimseler onların sofralarına oturarak zekat ve fitrelerini alarak bizzat görürler ve sanki Hz. Bilal’i Habeşi’nin, Hz.Ebubekir Efendim’ize duyduğu sevgi ve muhabbeti duyarlar. Böylece toplumda adı paylaşırken sevme olan bir köprü kurulur. Bu köprü, hem İslam’da olmayan servet düşmanlığını öldürür, hem de varlıklı kimselere fakir fukaranın halini anlama erdemini anlatır.
İbadet yaparken aynı zamanda sosyal dokuyu da muhafaza etmiş oluruz. Rabbim Ramazan’ı ve orucumuzu ibadet ve hikmetleri boyutuyla eda etmeyi hepimize lütfeylesin. Bin aydan daha kıymetli Kadir Gecesi’ni de, bu ay içinde hamdolsun idrak eyledik. Mevla hepimizi hikmet, feyz ve bereketlerinden hakkıyla istifade etmiş kullarından eylesin.
Merhamet ve kerem sahibi olan Rabbimiz, bu ay boyunca gösterdiğimiz sabır, fedakarlıklar ve ibadetlerimize karşılık, bizlere bayramı hediye etmiştir. Demek ki her zorluğun ardından bir kolaylık vardır hakikati bir kez daha tecelli etmiş oluyordu. Değerli komşular bayramımızın adı Ramazan Bayramı, yani Rabbimizin oruçlarla, teravihlerle, sadakayı fıtırlarla, mukabelelerle, sahur ve iftar sofralarını fakir kardeşlerine açarak, itikaflarda kendi özüne dönmüş ve 10 gün boyunca Rabbiyle ve kendisiyle yüzleşmiş, adeta ahiret günü gelmeden kendini hesaba çekmiş kullarına muhteşem bir ödüldür Ramazan Bayramı, ama ne yazık ki adına bile bazen ihanet edilen bayramımızı maalesef sanki bir tadımlık şeker gibi şeker bayramı yapıverenler var. Oysa bu kimselere “Niçin hep İslam’ın isim ve sembollerine alternatif arayışı aklınıza gelir de, nedense bu aziz millete dışardan devşirerek kabul ettirmeye çalıştığınız olaylara -mesela noel bayramına- Türkçe isimler bulmak hiç aklınıza gelmez?”. desek, ne derler acaba?
Değerli Başak Hayat okurları, muhterem kardeşlerim, bayramı fırsat bilelim varsa. Kırgın olduğumuz kimselerle, haklı biz isek bile, önce biz selam vererek barışalım ve Resulullah’a arkadaş olma şerefini lütfen yakalayalım. Ana-baba, komşularımız,arkadaşlarımız ve akrabalarımızla ziyaretleşelim. kabirleri mümkün mertebe ziyaret edelim.
Bu vesileyle, sizlerin ve tüm müminlerin Ramazan Bayramı’nızı tebrik eder, hepimize hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ederken nice Ramazan-ı Şeriflere sıhhat ve afiyetle erişmeyi dilerim. Selam ve dualarımla…



Ağustos 22nd, 2009 at 13:33
değerli ömer hocam ben halil şanlıurfadan sizi severek izliyoruz ben ve ailem ben sizin hadımköy çakmaklıdan urfalı belki hatırlarsınız hocam yani askerden eyer hatırlamasanızda sizi her sahur izlediyimizi biliniz deyerli hocam allaha emanet olunuz dualarınızı bizlerden eksik etmeyiniz..selamın aleykum.
Ağustos 22nd, 2009 at 21:25
çok degerli hocam geçen sene olduğu gibi bu sene de sahurlarda ailece sohbetlerinizden müstefid oluyoruz Rabbim sizden razı olsun.Yüreğinize sağlık…Mersin’den dualarımız sizlerle.Allah(cc)yar ve yardımcınız olsun..
Ağustos 15th, 2010 at 17:53
SELAMÜN ALEYKÜM HOCAM.HAYIRLI RAMAZANLAR.BEN ANKARA’NIN ELMADAĞ İLÇESİNDE OTURUYORUM.AİLEMLE BERABER HER SAHUR PROGRAMINIZI KAÇIRMADAN İZLİYORUZ.BEN,EŞİM,KIZIM VE DE OGLUM ELLERİNİZDEN ÖPERİZ. PROGRAMINIZIN VEDE BAŞAILARINIZIN DEVAMINI DİLER SAYGILAR SUNARIZ.